8 Şubat 2013 Cuma

KISA KISA..




Bu akşam bloglara göz gezdirirken kendi bloğumu ne kadar özlediğimi fark ettim . Hadi bir yazı yazayım dedim , sonra yazı kaydı , resim yana kaçtı işleriyle uğraşsam mı dedim ......

İsviçre'de değişen vücudumun bioritmi bu saate kadar ayakta kalmaya izin vermiyor aslında ama bu akşam Devrim'i bekliyorum ; yani zaten uyuyamayacağım .

Burada yaşamaya başlayalı nerdeyse yedi ay oldu ''nasıl geçti anlayamadım '' diye adlandırılan zaman dilimi tanımlaması tam bu yedi ay için geçerli . İstanbul'dan sonra bu küçük İsviçre kasabasında zamanın bu kadar çabuk geçmesi şaşırtıcı ; demek ki zaman ülkelere göre değil kişilere  göre akıyor . Benim zamanım hızlı akıyor , daha nefesimi derin derin içime çekip yavaşça vermeyi öğrenememişim . Şikayet değil sadece durum tespiti . 

Her şeyi ...bir çok şeyi yeni baştan öğrenmek ne kadar zorluyor beni  zaman zaman , değişikliğe varım ama neredeyse sil baştan yaşamaya başlamak bana bile fazla geldi . Bazen soruyorlar İstanbul'u özledin mi ya da neleri özledin diye , ben birçok şeyi özlüyor olabilirim ama adaptasyon sürecinde durup ben neleri özlüyorum diye düşünmeye fırsatım olmadı daha çok şükür . 

Kendi kendime söz verdim yaşadığım yerleri birbirine kırdırmayacağım . Ankara'da yaşadım çok çok severek , İstanbul'da yaşadım severek ve şimdi İsviçre'nin bu küçük kasabasında yaşamayı severek devam hayata . Yaşamayı sevince ; mekan zaten yaşamın içinde .

Her sabah evin kapısını açtığımda bülbül ya da onun gibi öten bir kuş kulaklarıma bayram ettiriyor  şükür ediyorum , sonra arabamın donan kapıları açılmıyor söyleniyorum soğuk havaya , okulda karşılaştığım velilerle bazen kırk yıllık dostmuşuz gibiyiz bazen gözgöze gelip selamlaşmıyoruz ; keyfimize göre . 

İnsan yaş aldıkça bilgilenen ama garipleşen bir varlık . Öğrendiğimiz bilgilerin hayatı bizim için kolaylaştırması gerektiğini düşünüyoruz ama realitede tam tersi oluyor ; biz üç büyük herşey için debelenirken beş yaşında ki Sarp ben İsviçreliyim diyor . Bir de'' ben İsviçre'nin kralı olmak istiyorum'' dedi , ne demekse:)

Ama Genevre'de yaşayan bloger arkadaşımın dediği gibi ''iyiye alışmak her zaman kolay olur''


6 yorum:

ilahi tatlar dedi ki...

fotoğraf çok güzel- manzarada öyle
yazmaya başlaman en güzeli:))

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Federico'da Norvec'te kraliyet ailesine nasil giriliyor diye sormustu... :-))
Ben Tedbil-i mekanda ferahlik vardir diyerek gecirdim hayatimi. Roma son durak midir, kim bilir?

ikisatirdokturmelik dedi ki...

ruhuma tercuman olmussun...
senin yedi ay benim yedi sene oldu.. ben bile anlamdim zamanin nasil gectigini. sanirim, bazen gecerken zor geliyor bazen de gectikten sonra arkaya baktiginda ne kadar zor diyorsun...
garip bi durum ... hayatin taaaaa kentisi.. C`est la vie...

mutlu exclusive design dedi ki...

tekrar aramıza hoşgeldin yazmaya devam resimlemeye de....

ÖZGÜR dedi ki...

hoşgeldin!
ablana katılıyorum; her şeyin yolunda olması güzel, yazmaya başlamış olman şahane.
paylaşımın da ise '' insan yaş aldıkça bilgilenen ama garipleşen bir varlık'' cümlende kaldım. anacığım kendimi bunca garip hissediyor oluşumun sebebi yaş alıyor olmam mış görüyor musun! tüh, ben de deliriyor falan olduğumdan endişe etmeye başlamıştım.
her şey yolunda!
sevgiyle kal şekerim.
not: ayaklarını sıcak tut yoksa karnın ağrır.

beste dedi ki...

kara tavuktur o sabahlari uzun uzun oten:) cenevre'ye mi yakinsiniz? Kardesim basel'de yasiyor.