24 Ağustos 2013 Cumartesi

SİDEWALK ARTİST FESTİVAL2



Festivalin ikinci gününde,ne yazık ki Vevey'de hava çok yağmurluydu.Öğleden sonra havanın biraz açılmasıyla insanlar sokakları doldurdu.











23 Ağustos 2013 Cuma

SİDEWALK ARTİST FESTİVAL 1



Kışın sıkıcılıkta rakip tanımayan Kanton Vaud yazın hemen hemen her hafta bir festivale ev sahipliği yapıyor.Bu hafta sonu sokak sanatçılarının haftası ,ben biraz geç gidebildiğim için gösterilerin sonlarını yakalayabildim.





Eski Vevey ve göl kenarında bir çok sanatçı gösteri yapıyordu.Ben yanıma para almadığım için biraz bedavadan seyrettim yarın telafi ederim.Üç gün içerisinde 200 gösteri olacak .

                             


Normal günlerde tenha denilebilecek kadar az insan olan sokaklar festival dolayısıyla kalabalıklaşmıştı.Böyle günlerde tadına doyulmuyor İsviçre'nin.








21 Ağustos 2013 Çarşamba

LAUSANNE



Aslında bugün çocuklarla Lausanne'daydık.Ben hem fotoğraf çekerim hem de çocuklarla eğleniriz diye düşünmüştüm.Çocuklarla eğlence kısmı tamamdı ama fotoğraf çekmedim.Ben hobilerimle uğraşırken kesinlikle yanlızlığı seven bir garip insanoğluyum.

Ama hava muhteşemdi , kışlıklar kıyafetler vitrinlerdeydi.Kış renklerine bayıldım.

Yaso'yla oturup kahve içtik,o benim en iyi arkadaşım oldu büyüdükçe.Tadını çıkarmak lazım üniversiteye üç yıl kaldı ,belli mi olur belki benim yanımda olmaz.

Ayakkabım parçalandı bu arada,İstanbul'dan kızımın doğumgünü hediyesi diye aldığı.....Sinirlendim aslında el yapımı diyerek bence fahiş fiyatlara sattıkları maldan beklentim yüksek oluyor.

Lausanne fotoğrafları başka bir güne,başka bir yazıya kaldı.










19 Ağustos 2013 Pazartesi

İSTNBL

Sabah sabah İsstanbul okuduğun çoğunluk haberde varsa bugün İstanbul günü olmalı diyerek,güne İstanbul botlarıyla başlamalı




17 Ağustos 2013 Cumartesi

GRUYERES



Bugün Türkiye'den gelen arkadaşlarımızla tekrar Gruyeres'e gittik.Turistlik özelliklerini anlatmayayım heryerde yazıyor zaten.Bu tür turistlik mekanlarda kendini turist gibi hissedememek adlandırılması zor bir duygu.

Bir kaç fotoğraf;



25 Şubat 2013 Pazartesi

MUTLULUK PROJESİ



Kaç yıl önceydi hatırlayamadım ama çok çok zaman önce değildi.Berin (http://bulut2009.blogspot.ch)bana bu kitaptan bahsetti''bak oku çok iyi gelecek ''dedi.

Kitabı okumaya başladığımda kendimle ilgili sıkıntılarıma ilaç olacağını hissettim.Yanılmamışım sonrasında Ankara'da Çiğdem'in(http://cheetos-cheetos.blogspot.ch)öncülüğünde Mutluluk Projesi Grubu oluştu.Onlar toplantılarını yaptılar ama ben sadece mail grubundan takip edebilmiştim.

Benim gib;biraz ihmallikten,çokça tembellikten,az biraz umursamazlıktan.....yapılması o an için elzem olmayan işlerime deneyimli bir devlet memur gibi ''bugün git yarın gel''muamelesi yapıyorum.

Sonra günlük hayat akışı içerisinde uzunca bir süre aklıma gelmiyor ta ki;

Kaybolan Türk telefon hattımın kartını aramaya Türkiye'ye gideceğimin bir gün öncesinde aramaya başlayıp,bulamayıp Türkiye'den yeni bir geçici telefon kartı almak zorunda kalana kadar.

İstanbul'a gittiğimde kredi kartımın adres değişikliğni ötelediğm için kredi kartımın elime ulaşmadığı mailini alıp buradan bankayı arayıp adres değişikliği yapmak angaryasını yaşayana kadar.

Daha uzayıp giden ötelenmiş ve yapılamamış işler listem bana tekrar, mutluluk proje çizelgesi yapmam gerekliliğni hissettirdi.

Zaman zaman yaşadığım hayatın mutluluğunu arttırmak için kendime''Andon silkelen ve kendine gel''hatırlatması yapmam gerekiyor,şimdi silkelenme ve rahatlama dönemi başlasın.

Yapmadığım için arkamdan yürüyen işlerimi bitirip offffff yaşasın demek istiyorum.






18 Şubat 2013 Pazartesi

KİTAP






Son istanbul ziyaretimde  alabildğim bir kaç kitaptan biri Zülfü Liavneli'nin Sevdalım Hayat romanı. Zülfü Livaneli ''öncelikle benim ama bir anlamda hepimizin hayatına dair bir anlatı ''diyor kitabında. 

Boğaziçi'nin Avrupa ya da Asya kıyısında durup baktığınızda ,denize değecek kadar yakın , sürü halinde , çok hızlı uçan kuşlar görürsünüz.Bunlara ''yelkovan kuşları''denir ,cümlesini okuyunca benim aklıma hemen

Gün olur alır başımı giderim denizden yeni çıkmış ağların kokusunda
şu ada senin bu ada benim yelkovan kuşlarının peşi sıra

Babaannesi bir gün herkesin içinde ona ''bu benim yavrum keçidir ! Öteki çocuklar koyundur , onların büyük kuyrukları her türlü kabahatlerini örter ama bu benimki kapatamaz ; dağ keçisi gibi yapayanlız kalır''dediğini anlatıyor .Ne çok dağ keçileri var etrafımızda....

Ama yanlız da olsa ''SEVDALIM HAYAT''.

''Onu tiyatronun önünde bekleyen otomobile götürdüm . Dışarıda buz gibi , insanın içini kesen bir New York ayazı vardı . Otomobile binmeden önce tekrar boynuma sarıldı . ''Beni bu yaz kayseriye götür yine !''dedi.Ona değen yanağımın ıslandığını hissettim. Anadolu'nun büyük çınarı , koca Elia Kazan ağlıyor muydu?......


Kitapta bu şekilde alıntı yapabileceğim çok paragraf var etkileyici . Ama beni en çok bölümlerin başlarına eklediği , hepsini neredeyse ezbere bildiğim şarkı sözleri etkiledi .


Bir şafaktan bir şafağa
bir akşamdan bir akşama
merhaba demeden daha
bu gitmeler gitmek değil
eğil salkım söğüt eğil
bu benimki sevda degil

Ben kitaptan sevdiğim bir kaç küçük alıntı yaptım . Hep o, bildiğimiz kesimin kelimeleri kullanmadaki becerisine bir kez daha hayran kaldım . Bizden olduğu (Türk) için gururlandım. Bu kadar güzel sözler yazdığı ve besteler yaptığı için kendisine minnet duydum . Sonrada düşündüm kitapta özellikle son baskıda yapılan eklemeler üzeine; bizim bu içimize işlemiş ; hayata , kişilere karşı hırçınlığımızın sebebi ne olabilir? Başbakanımız hırçın . bakanlarımız hırçın , halk hırçın , sanaçtı hakeza...... Neden?